|
|
|
|
ETNİK FARKLILIK
Kelimelerin zulmü, bilim adamlarının kaçındığı en önemli korkudur. Dilin, felsefenin ve bilimin bu zulümden kurtulabilmesi, Kelime, deyim, tanım ve terkiplerin, ilmi literatüre uygun, ölçülü kullanılmasına bağlıdır. Açık ifadelerin kullanılmasına rağmen, kızgın vurgu ve ses tonu değişikliklerinin bile anlaşmazlıklara, hatta fiziki kavgalara, hatta can almalara varan neticeler doğurduğuna günümüzde de sık sık şahit olunuyor. İnsanlarımızın iyi beslenmeleri, giyinme ve barınmaları, ısınmaları, en üst seviyede eğitim almaları, sağlıklı ve güçlü olmaları, ihtiyaçlarını rahatlıkla sağlayacak gelir sahibi olmalarını gerçekleştirmeye yönelik düşünce ve çabalar içerisinde olmamız; Müslümanlığımızın, Milliyetçiliğimizin, Sosyal Demokrat veya Demokratik Solculuğumuzun, insanlığımızın vazgeçilmez gerekleridir. Bu ortak hedeflerin çıkarcılık ve siyasete kurban edilmeleri gafletine düşülmemelidir. Doktrinler çağının geride kaldığı günümüzde, geleceğimizin ve yükselmemizin tek gücü olan gençliğimizin üzerlerine titreme yerine, bölüp, birbirlerine hırpalatma gayretlerinin adı da "Siyaset" değildir. Sömürgecilik tarihinde "Etnik Faklılıklar", Emperyal devletlerin (İngiltere, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, İtalya, İspanya, Almanya gibi) geri kalmış ülkeleri zayıflatma, parçalama ve menfaatler sağlamak için kullandıkları en önemli araç olmuştur. Ne yazık ki bilgileri doğru edinme zaafiyetlerimiz bu ülkelerin "Türk-Kürt etnik farklılık" yanlışlarını, bazı siyasilerimiz ve aydınlarımıza dikte ettirmeleri sonucunu doğurmuştur. Etnoloji Bilimi açısından iki insan grubu arasında etnik farklılığın var olmasından söz edilebilmesi için "Biyolojik fark" ve "Kültürel fark" olmak üzere, iki ölçü (Kriter) gerekiyor. Biyolojik Fark; Toplumları oluşturan insanların renkleri, tipleri, ait oldukları toplumun ortak karakterlerini çiziyor ise (Hintli, Türk, Zenci gibi) etnik farklılıktan söz edilebilir. Kültür farkı, Dil, düğün adetleri, yemek kültürleri, müzik ve enstrümanları gibi. Ülkemize bakıldığında; Türkiye'nin her yöresinde esmerler, kumral ve sarışınlar, orta ve uzun boylular gibi, benzer niteliklerde insanlar görürüz. Yani ülkemiz açısından "Biyolojik Farklılık" tan söz edebilmek mümkün değildir. Kültür farklılığı yönünden; Kürtçe dili, Milattan Önce 10.000 ile 1.000 yılları arasında yaklaşık 9.000 sene, Urallar ve Kafkasya'dan, Kore'ye, Büyük Okyanus'a kadar tüm Orta Asya, Türk göçleri ile Çin ve Hindistan'ın da bir kısmında ortak anlaşma dili olan "Ari Dili" ne (Sanskritçe ve Soğdakça) dayanır ki; Orta Çağ tarihçisi Poliak'ın belirttiği gibi Kafkasya Arilerin beşiği kabul edilip, kökleri Hunlar'a, Uygurlar'a, Macarlar'a dayanıyor ise; Kürtlerin de Hunlar'a, Uygurlar'a, Macarlar'a yakın oldukları kabul edilmelidir. Dilin dışında kültür açısından; Kına geceleri, düğün yemeği, yaşmak, şalvar, elpençe divan durma, yemeklerde yoka-yufka ekmeği yeme, yufka ekmeği ile susak yapma, tarhana çorbası, prinç ve bulgurdan pilav yapma, müzik makam ve tavırları, müzik enstrümanları olan davul, zurna, saz, kaval, tef gibilerin ortak kullanımında orta (optimum) ölçülerin üzerindeki benzerlikler, etnik farklılıklardan bahsedilebilmesini imkansız kılar. |
|||
|
|
||||
|
|
||||
ANA SAYFA >> ETNİK FARKLILIK |
![]() |
||
|
Telefon : 0.242.244 64 60 Cep Tel:
0.536.230 43 46
E-Mail :
farukertunc@mynet.com
|
|||